Küçük koltuklarda inanmadığı şeyler yapmak için toplanan
insan komünü ile beraber gidiyoruz. Hiçbirinin haberi yok. Mağaralarda kalmış
bir inanç ile çakmak taşlarını birbirine çakarak çıkan kıvılcımı alkışlayarak
izliyoruz. Peki çakmak taşlarını bulanlar mutlu mu bundan?
Size söyleyeyim, değiller. Onlar çıkan küçük kıvılcımları
artık insanların düşüncelerinden çıkartmak istiyorlar. Ne kadar insandan
çıkarsa o kadar iyi olanlar. Fakat düzenin içinde sıyrılıp görüntüden kendine
farklı şeyler bulmayı deneyen insanlar tarafından geliştiriliyor cilalı taş
devri. Dahil olmayıp da kendi olanlardan. Bilmem kaç zaman içinde düzelecekmiş
her şey. Öyle diyorlar hem de hep bir ağızdan. Kaybolmanın eşiğine gelmiş
hayatların tek başına cebelleşmesi gerekir. Çünkü onlar artık tüm
yaratıcılıklarını kaybetmiş ve labirentin çıkış noktasına en yakın yerde oturup
artık başka bir labirentin içinde olmayacakları için üzülürler.
Kendimden örnek vermek gerekirse ben kalem çırağı olarak
başladım işe. Zamanla öğrendim ve yollar kat ettim. Bir şey sabit kaldı hiç
yerinden oynamadan. Bir cisim ilerlerken çekildiği kuvvet sürtünmeye eşit
olursa hep aynı hızda gider. Beni çeken kuvvet artık olmadığı için zamanla
sürtünmenin etkisiyle ayaklarımın altı çürüdü. Artık bırakın yerimden hareket
etmeyi, burada kaybolmanın umuduyla yaşıyorum. Bir portal silahıyla kafama
sıkıp paralel evrene yollayarak intihar etmek..
Değiştikçe takvim yaprakları ben daha çok boğulmayı tercih
ediyorum. Burası ne bir yaşam belirtisinin olduğu yer ne de herhangi bir ölünün
olduğu yer. Kafamın içi. Kafamın içinde kayboluyor tüm yeteneklerim. Çünkü ben
varken o yok, o varken ben yokum. İçindeki sesler kopmaya yüz tutmuş bir gitar
teli gibi hayatımın ritmini gıcıklıyor. Adeta hayatımın ritminin davulları
patlak.
Neyse geçiyorum bu kaybeden edebiyatını artık.
Özel bir insanın kaosuna girip orada her şeyi yerli yerine
yerleştirmek istiyorum. Hayatında 4. boyut olan zaman ona neler yaptıysa bir
kara deliğin içinde kaybolmak pahasına girip teker teker taşları yerine koymak.
Sonrası pek önemli değil çünkü öyle bir durumda kara deliğin içinden çıkartacak
bir gülüş beni bekliyor olacaktır. Bundan nasıl bu kadar eminim değil mi?
Dengesizlerin dengesi her zaman kendilerine değildir. Aksine onlar kendi
dengesini kaybettikleri için başkalarına yardım ederler. "Varsa
hayatınızın yağı eksilmiş zincirleri, düzeltmek isterim güzel bayan." diye
gülümsemeyi severim. Hatta hayatımda beyin kıvrımların arasına girecek olan tüm
bilgiler seninle gelsin demek de hoş. Bu doğru olabilir mi bilemem. Değişik
karışıklıkları çözümlemeyi severim. Labirentler içinde kaybolmak her zaman kötü
değildir. İstediğimi bulmam için sürekli sağı veya solu takip etmeyi
deneyebilirim. Değişiktir. 4. boyutta kaybolmayı istemiyorum. Çünkü her şeyi
düzeltmek için ilk defa kararlı ve güçlü hissediyorum. Bu gücü boşa harcamak
yerine etrafında dolaşmam için bir hayattan izin almam gerek. Çarkların
hangisinin takıldığını bulup tekrar çalışır hale getirmek için bir şans. Bunu
verebilecek gücün varsa hayat...
Ben hazırım.
Kafamın içine yeni bir tahta daha eklemek istiyorum.
Bunu sakinlik getirerek,
Kaosunda bir düzen yaratarak,
Yani seninle yapmak zor olsa da
İlk cümlenin de fısıltıyla hırslı şekilde dediği gibi,
Ben hazırım.
Kafamın içine yeni bir tahta daha eklemek istiyorum.
Bunu sakinlik getirerek,
Kaosunda bir düzen yaratarak,
Yani seninle yapmak zor olsa da
İlk cümlenin de fısıltıyla hırslı şekilde dediği gibi,
Ben hazırım.
Saygılar size güzel gülüşlü hayat,
Zyunmandanov.
Zyunmandanov.