Ben hep yaratıcı olmak istemiştim. Derslerde falan hep çöp adamlar
çizerdim defterlerime, sözde onlar benim kendi dünyamdı. 10 yaşına kadar
çöp adamlarla avuttum kendimi. En küçük şeyi kafama takar çöp adamlara
yansıtırdım. Diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.
10 yaşında gittiğim bir psikolog dedi ki bana,
“Çöp
adamlarla dünya olmaz. Sen yazmayı keşfetmelisin.” İlk başlarda hep
küfür yazdım ben kötü bir çocuk havası vermek için. Hep küfrettim. Sonra
fark ettim ki, ben kötü bir çocuk değildim. O sene Türkiye derecesi
almıştım TUDEM’in sınavında. Bildiğin inektim yani. Neyse geçelim
buraları.
Sonra yıllar geçti ben yazmayı bırakmadım. Kıza aşık
olur sırasının altına şiir bırakır isim vermezdim. Bu bence
yaratıcılıktı. Çünkü daha kimse ak ile karayı bilemezken sen yazıyorsun.
Nereden bilebilirdim yazdıkça insanlardan uzaklaşacağını. Kalem ile
kağıtla annenden babandan çok vakit geçireceğini. Diyorum ya ben sadece
yaratıcı olmak istemiştim.
Mahallede millet taso oynardı. Ben
oturur izlerdim. Derdim kendi kendime -sorunlu değildim kendimce- “Bütün
çocuklar taso oynuyor kavga ediyor sen de barış simgeleri çizmek için
internet kafeye gidiyorsun para veriyorsun git taso oyna.” ama nerede?
Farklı olmak peşinde koştum durdum. Gökyüzüne bakardım binlerce bulut
farklı şekillerde. Çocukluğum bulut olmakla geçti benim. Farklı farklı
şekillere girdim. Diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.
Şimdi
18 yaşındayım şunun farkındayım bir şeye ulaşmak istiyorsan eğer
yaratıcı olmaya da çalışacaksın. Çünkü başkasının doğrusundan doğruya
ulaşırsan bulut olmanın ne anlamı var? Çocukken çok acı çektim mesela
ben bu yolda ama acılar kimin umrundaydı sürekli yeni dünyalar
peşindeyken. Eee zaten diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder