23 Temmuz 2013 Salı

Kitabımdan Açılış Konuşması

Döndürüp duracaksak fikirleri kafamızda,
İnsanlar bugün ölmüş gibi yani. 
Bir bıçak da saklamalılar yanlarında,
Ön yargı misali.

Görüp de bilmeden konuşmak.
Tekiller, çoğullar.
Kaka, pis.

Saklayın bıçağınızı fikirler.
İnsan düşününce var.
Arkada saklayın yargılarınızı.
Onlar önde savaşmaz.
Yön verin ön yargınıza.
Sağ, sola, ona, buna değil.
İçinize doğru.
Düşünceye, düşünce gömmek budur.
Ön yargı öldün koçum.

11 Mayıs 2013 Cumartesi

İnsan

İnsan durduk yere değişmek ister mi?
Her şeyi satıp da gitmek ister mi?
Hayır mı?

“İnsan değişkenlerin en hesaplanamazı.” der İndigo.
Gerçekten de haklıyız. İnsanlar değişmezmiş. Hasiktir oradan. Çok bilmiş ufak seni. İnsanlar değişir. Her saniye değişir. Dünkü ben ile bugünkü ben arasındaki farkı inanın hesaplayamazsınız. Bir kere utanmayı kazandım ben bugün. Alın işte değişim.
Geliştikçe, düşündükçe, yazdıkça değişirim ben. Çünkü her düşünce farklı bir kimlik kazandırır bana. Emin olun her şeyi bilebilirim değişerek. Bir gün islamiyetçi olurum, öteki gün komünist, sosyalist. Alevi olurum bir gün, aleve veririm değişmeyeni.
Farklı bir yöne girelim.

Hayatına biri girerse değişirsin mesela. İlk baştaki gibi değildir hayatın +1 olmuştur. Biri çıkarsa öyle bir değişir ki inan o değişimin önünü alamazsın. Çok bozar seni. Değiştikçe değişirsin.

O değil de ne diyeceğim;
Değişimden korkmayın,
Korkacaksanız nefes almayın.
Aldığınız nefes değiştirir sizi.
Ya da kendiniz,
İnsan zorda kaldığında anlar ki,
Değişim gereklidir.
Bazılar götü başı dağıttığında toplamanın adını
Değişim koymuşlar.
Bazıları götü başı dağıtmanın adını,
Değişim koymuşlar.
Değişim düzendir.
İnsandan girdim değişimden çıktım.
Neyse gençler bu gece saat 00.00’da
Değişin tarih ile birlikte.
Nice serin değişimlere.

30 Nisan 2013 Salı

Bazen aldığım nefes ciğerimi yakıyor,
Gizlemek istiyorum.
Aslında çok da güzel gizliyorum.
Biliyor musunuz ki?
Ciğerlerinde sağlıksal bir yara olmasa bile
İnsanın ciğerini yakabilecek olaylar vardır.
Acı verir.
Değişim de benim için onlardan biriydi,
O gün değiştim.
Hem de ciğerlerim yanmadan.

4 Nisan 2013 Perşembe

1000 1 Surat Kaybetmez

Bir insan düşünün çevresinde 1001 insan, hepsine gösterdiği ayrı bir yüz. Ne yapardınız?

Zyunmandanov, öyle bir insan tanıyordu. Aslında o tanıdığının 1001 tane suratı yoktu. Suratsız, yüzsüz egoistin biriydi. Bu yüzden tanıdığı kişileri hiç kaybetmezdi. Çünkü büyük bir silahı vardı:
-Ben öyle mi dedim?
+Evet.
-...(Hıçkıra hıçkıra ağlar.)

Bilmem anlatabildim mi?

Çevresinde kimse yokken kendine yeni bir surat yaratıyor, diye düşündü Zyunmandanov. Başka anlamı olamazdı. Bir insan bu kadar suratı başka bir zamanda oluşturmazdı.

Kendine getirmeye çalışmak imkansızdı. Çünkü içinde bulunduğu karakter belli değildi. Söylediklerini inkar etmesinin sebebi de bu olsa gerek. Çünkü bu karakter yoksunu arkadaş, söylediklerini hangi karakterde söylediğinin farkında değildi.

Ama bilmiyordu ki,
En fazla birkaç saati kalmıştı.
Onun asıl karakteri yıkım olacak. Çünkü onun belli olmayan karakterini yıkabilecek tek şey sağlam bir duruştu.

Durdu Zyunmandanov, sağlam bir şekilde.
Yosun tutmuş beynine gerçeği yerleştirmek için.
Geçmiş olsun karaktersiz bugün öldün.

Peki Neden?

İşin aslı herkes tanrıya onu kötü zamanda koruyacağı için inanır. Ben kötü zamanlar geçirirken tanrı bulamadım, işin aslı ben iyi zamanlar geçirirken de bir tanrı yoktu.

İnsanlarla hep kendi bildiğim kadarı ile uğraşmak zorundaymışım gibi hissettiren bir şeye neden inanayım?
İyi günümde istediğimi de vermedi, kötü günümde istediğimi de. Çünkü onun istediklerini yapmıyordum.Yapmamaya da devam ettim.
"Kendi yarattığı şeytan ile sidik yarıştıran bir mahluktu o."
Bu yüzden de ondan koptum, her yerde de söylerim o benim kadar akıllı olamaz.
Hoş çakal tanrı, ben de senin yaptığın gibi fikirlerimle sidik yarıştıracağım. Hoş çakal.

2 Mart 2013 Cumartesi

İnsanlar değişir

İnsanlar, ciğerinize giren havadan daha hızlı değişirler.

Işin kötüsü de kimin değişeceğini anlamadan yaşamaktır. Öyle bir zorluk ki, bugün en güvendiğiniz yarın en büyük kazığı seçip sizi pişman edebilir. Ona edeceğiniz küfürlerde haklı olsanız da hak ettiği şey "Keşke sana hiç güvenmeseydim." cümlesi olur.

Böylelikle insanlar gider, insanlar gelir.
İsimler, gururlar ve kaybolacak güvenlerinizin şerefine.

1 Şubat 2013 Cuma

Nefes Almaya Üşenen Adamı Neden Mi Yarattım?

Onu neden yarattım biliyor musun?

Bazen güçsüz hissettiğimde nefesimi tutarım. 
O anda düşünmem hiçbir şeyi, sadece kalbimin atışını duymaya odaklanırım.

Kalbimin atışını duyduğumda var olduğumu hissetmek huzur verir bana.
Nefesimi tekrar içime çektiğimde o nefesin bana “Güçlü ol!” diye fısıldadığını hissederim.

Ve kendime gelirim. 
Ben her şeye rağmen güçlü olmak için varım.

24 Ocak 2013 Perşembe

Diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim

Ben hep yaratıcı olmak istemiştim. Derslerde falan hep çöp adamlar çizerdim defterlerime, sözde onlar benim kendi dünyamdı. 10 yaşına kadar çöp adamlarla avuttum kendimi. En küçük şeyi kafama takar çöp adamlara yansıtırdım. Diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.

10 yaşında gittiğim bir psikolog dedi ki bana,

“Çöp adamlarla dünya olmaz. Sen yazmayı keşfetmelisin.” İlk başlarda hep küfür yazdım ben kötü bir çocuk havası vermek için. Hep küfrettim. Sonra fark ettim ki, ben kötü bir çocuk değildim. O sene Türkiye derecesi almıştım TUDEM’in sınavında. Bildiğin inektim yani. Neyse geçelim buraları.

Sonra yıllar geçti ben yazmayı bırakmadım. Kıza aşık olur sırasının altına şiir bırakır isim vermezdim. Bu bence yaratıcılıktı. Çünkü daha kimse ak ile karayı bilemezken sen yazıyorsun. Nereden bilebilirdim yazdıkça insanlardan uzaklaşacağını. Kalem ile kağıtla annenden babandan çok vakit geçireceğini. Diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.

Mahallede millet taso oynardı. Ben oturur izlerdim. Derdim kendi kendime -sorunlu değildim kendimce- “Bütün çocuklar taso oynuyor kavga ediyor sen de barış simgeleri çizmek için internet kafeye gidiyorsun para veriyorsun git taso oyna.” ama nerede? Farklı olmak peşinde koştum durdum. Gökyüzüne bakardım binlerce bulut farklı şekillerde. Çocukluğum bulut olmakla geçti benim. Farklı farklı şekillere girdim. Diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.

Şimdi 18 yaşındayım şunun farkındayım bir şeye ulaşmak istiyorsan eğer yaratıcı olmaya da çalışacaksın. Çünkü başkasının doğrusundan doğruya ulaşırsan bulut olmanın ne anlamı var? Çocukken çok acı çektim mesela ben bu yolda ama acılar kimin umrundaydı sürekli yeni dünyalar peşindeyken. Eee zaten diyorum ya ben sadece yaratıcı olmak istemiştim.