Zyunmandanov, Japon ile Rus karması bir gençti, onun görüşleri apayrıydı.
Bir sloganı vardı onun,
"Beyinde at gözlüğü olanlar yakın o gözlüğü şimdi."
Neden böyle diyordu bilinmezdi aslında fikri boyundan aşkındı.
Kendi kasabasında kendi halinde bir suratsızdı o.
"Kıçını kaldırmaktan acizdi."
Markus'un çetesine o da üyeydi, elebaşı değildi ama hakkı geçerdi.
-Hangi çete olduğunu söyleyemeyiz ama tek suçları farklı düşünmekti.
Morumsu kozalağına pavyon direği taktırmaya çalışmıştı bu onu göze batan bir kişilik haline getirdi ve insanların tepkisini çekmeye başladı.
Sanırım tanıdınız Zyunmandanov'u.
Kafası yosunlu insanlara bir tepkiydi o hep söylenip dururdu.
-Beni anlamayacaksınız! Anlamayacaksınız tabii ki...
Belki de deliydi o diğer insanlara göre.
Ya size göre?
Hayır değil tabii ki de. O;
Kafası yosunlu adamın göremeyeceği güney tarafı.
Kıçınızın hissettiği bağsur acısı, kafanıza gelen sert çimdik.
Ters köşeye yatıran penaltı ustası ve takımını sevmeyen teknik direktör.
Bağırıyor size hep bağırıyor ama siz "önyargı" denen toz pembe boxerın peşindesiniz duyamıyorsunuz.
Kafanızın içi algılıyor onu sanki o 25. kare mesajı.
-Geberin ulan Vâ'nc-ûdî insanlar.
Hoşanka denen bir cehennemde onun bağırdığı insanlardan olmayın.
Kafanızın içini yaşamayın kafanızın içini tasarlayın.
Beyin nöronlarınız dünyanın en büyük tasarım merkezidir.
Şu an Zyunmandov'u öldürmeyi düşünüyorsunuz fakat o beyninizin kahramanı.
Nöronlarınızı düşünmeye iten adam.
Sırıtıyor size Nescafe ile.
-Bu arada Nescafe'yi ödeyecek param yok.
İnsanlar yoktan bir şey var edemez deniliyor fakat,
Vâ'nc-ûdî insanlar fikir üretebiliyor.
Vâ'nc-ûdî insanları def edin.
Onlar artık yoklar.
Bir idealin peşinde değilseniz,
At gözlüklerinizi yakın.
Beyin kıvrımlarınıza girecek yeni fikirlerin şerefine...
Sevgilerle, Zyunmandanov'un kalem çırağı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder