Cahil halkı uyandıran çalar saat görevi görürken karşısında duran düşmanlar ve gafletin de nefesini kesen keskin bir giyotindi o. Öyle bir giyotindi ki karşısına çıkanlar onun bu giyotin zekasına öldükten sonra bile hayran kalırlardı. Öldükten sonra bile.
Aslında keskin bir giyotin değildi Atatürk, o bir uyku hapıydı sadece cehaleti bir süre uyutup bizi uyandırırken şimdi ise hepimiz tekrar uykuya doğru gidiyoruz. Ebedi bir uykuya doğru...
Şimdi ben dahil herkes ülkesi için atıp tutmayı bilirken, ülkesi için gereken çoğu şeyi yerine getirmiyor, elimize bir şeker gibi verilmiş saçma sapan şeylerle uğraşıyoruz hepimiz. Ama bu: "Çocuk Esirgeme Kurumu'ndaki bir çocuğun elindeki kadar" mutlu ediyor bizi ondan ötesi yok. Olamayacak veya kesin bir ifadeyle olamayacak!
Biz başkalarının ekseninde takılan, onların düşünceleriyle hür olan bi millet olarak git gide çökeceğiz bu bataklığın en dibine hareket edip çırpınarak daha da düşeceğiz birbirimize düştüğümüz gibi. Şu an birbirinin geleceği için can vermiş olan insanlara bile saygı duyulmazken "Biz hürüz arkadaşım." diye tek taraflı beyinsiz yobazlar var ve onlar yüzünden mehteranın tam tersi yönde hareket ediyoruz 1 ileri 3 geri 2 ileri 5 geri başladığımız yerden bile gerideyiz artık...
Muhtaç olduğum kudret benim damarlarımda, zekayı da kullanıyorum ve karşı geliyorum her şeye tüm bilinmişliğiyle tüm dengesizliğiyle. Silaha, savaşa, kana.
Herkesin eşit olduğu bi dünyada sen kimin üstünlüğünü kime kanıtlıyorsun arkadaş?
Bırak şimdi ben ayıyım ben dayıyım ayaklarını sen Atatürkün seni uyandırdığı uykuya tekrar dalan cahilin önde gidenisin.
Sen üstünlüğünü kendinden önce cehalete karşı kanıtla ki uyanmış ol ebedi cehalet uykusundan...
Çünkü seni uyandıran o çalar saat önder artık başında değil!
Düşünceleri hala keskin bir giyotin ve nefesi cahilliğin ensesinde!
Huzur içinde yat MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, ben ve benim gibi uyanan gençler hala izindeyiz senin!